
O gelmeden kokusu gelir. O gelmeden heyecanı gelir. Gökyüzü değişir, sokaklar başka bir hal alır, onun geleceği fark edilir. Caddelerin ışıkları bile bir başka olur, İstanbul’un akşamları bile. O gelirken bir başka hal getirir bize, bir sükut çöker şehrimize. Daha başka olur insanlar, şehir daha başka kokar, daha başkadır sokak kedileri. O gelirken yanında bereket getirir, huzur getirir, herkes payını alır, gökyüzünde ki martılar bile. Değişir evlerin çehresi, sofraların rengi değişir, buluşur herkes aynı çemberde. O gelirken bereket getirir, sofralarımıza lezzet, kalplerimize muhabbet getirir. Ramazanlar güzeldir.
Ramazan bir lütuftur, babayı erken getirir eve. Konu komşuyu misafir eder bize, misafir eder bizi güler yüzlü kimselere. En çokta kimsesizlere gelir Ramazan, bağrında konuk eder onları, tıka basa doyurur yoksulları. Ve gönlümüze gelir Ramazan, aç ruhumuzu doyurur, kırık kalpleri buluşturur. Aklımıza gelir Ramazan, aranmayan dostları getirir aklımıza, vesile kılar sevgiye muhabbete. Merhamettir Ramazan, sevgidir. O hep gelmeden fark edilir…
Bir iftar vaktidir, bir teravihdir. Babasının elinden tutmuş camiye giden bir çocuğun yanaklarında fark edilir. Camiye erken gitmektir Ramazan, hep bir ağızdan getirilen salâvat da gizlidir. Cami çıkışında selamlaşan insanların yüzlerinde tebessüm, ısmarlanan çayda şekerdir.
Sultan Ahmet’te kalabalık olur, iftar çadırında bekleyiş. Fuarlar kurulur, kitaplar arasında gezerken anlayana anlamayana bir mutluluk sunulur, bilen bilir neden mutludur. Dumanı tüten sıcak bir sahlep olur ıstır içimizi. Mutluluktur Ramazan, ama en çok da sahurdur. Mahmur gözlerle sofraya kurulmaya alışmaktır. Ve alışmaktır peş peşe saate bakmaya, saatler hep kuruludur. Bozacıların sesi duyulur uzaktan ve yaklaşan vaktin hesabı tutulur. Sahur, bir nihayet değildir iftar gibi, başlayıştır, ezanları bekler seher yeli. Sahur anların en gizemli olanıdır, doyulmaz lezzettir, manevi hazlar tattırır. Mübarektir sahurlar, Ramazanlar güzeldir…
O hep özletir kendini, salavatlarla gelir, tekbirlerle gönderilir, Ramazan ayların en güzelidir.
Hayatın bir kırbacı olmalı, sorgularken beni şaklayan ensemde.
Issız bir çölün ortasında susuzken, dilim damağımda, unuttuğum susuzluğumu hatırlayamadım.
Eksikliğini hep hissettiğim yitiğin/susuzluğun bir çölün ortasında dahi aklıma gelmeyişi, hayatın güzel taraflarına kayışı zihnimin, bir seraba kapılıp gidişim, kaybettiğim yolumu aramak yerine, oturup kumdan kaleler yapmak gibi..
Kaybettiğim ama ne olduğunu bilmediğim bir şeyi gecenin karanlıklarında hissederim.
Kapılıp gittiğim anlamsız duygularım, sonunu bulamadığım tünellerde hayata dair şeyler düşünmek, hala güzel şarkılar söylemek ve tatlı hayallere gömülmek..
Gecenin kül kokusu var üstümde, gülümser bir çehre var yüzümde ve neden güldüğümü bilmeyişim, bilinmezliğe doğru aldırmadan gidişim, buzulların üstünde kır çiçekleri toplamak gibi..
Kandırışlarım kendimi, belki bazen hiç hissetmeden ve unutup her şeyi yola koyulmak, nereye gittiğini bilmeden, herkes gibi olmayı farz etmek, poşetten uçurtmalar yapmak gibi..
Awaranın KaLeminden…
Beni Eskiden Tanıyanlar Bilir Bu yazıyı neden yazdım Diyecek olan varsa ! Önceleri Benim Sanal Alemde Kullandığım Bir Nickim Vardı MeDCeZir Yıllar sonra awara Arkadaşımız Bu yazıyı yazdı Kendi Kaleminden Bana Hep SOrarlardı MeDCezir Ne demekdiye Buyrun size Bir Örnek awaraya Teşekkürler…
Yazan : RaDyaSyon…
Med-Cezir
İşte düşüncelerin çakıştığı an,
Mantığın bağımsızlığını ilan ettiği zaman
Beklemek ve görmek mi sadece tezim
Neden kendime bu kadar yabancıyım,
Neyim ben, ben kimim?
Birbiriyle savaşan duygularım ve mantığım
Huzurunu arıyorum sadece bir anlığın
Kurtulmanın bir çaresi olmalı bunlardan,
Evet, bende istiyorum;
Birkaç damla şu mutlu zamanlardan..
Sayfama düşen yaprakların gölgeleri,
Su hışırtıları ve kuş sesleri.
Mis kokulu bir çiçek değilmiş dünya,
Girdabın içinde yaşarken
Bunu şimdi öğrendim.
Met - Cezir’e özenen hayat, gel – git yapar anlarda,
Taşan sular gibi ıslatır insanı,
Duyguların depreştiği zamanlarda.
Boş sorunlarla uğraşır durur insan,
Kavramlarda kaybolur,
Ancak kalpler, Allah’ı anmakla huzur bulur..
Haziran 2004
Yazan Awara
Baba karga işten yanında serçe ölüsüyle dönünce yavru karga çok sevinmişti. Anne karga birazdan yemeği servis yapmış, leziz bir sofraya kurulmuşlardı ailece. Bu yuvanın hemen yanında, sağ tarafta, bir yuva, bir aile daha var. Orada yemek çoktan yenip bitmiş, gelen seslerden anlaşıldığına göre de güzel bir akşam muhabbeti başlamıştı. Tam oranın birkaç dal üstünde iki yuva daha var. Ve sol tarafında birkaç tane daha. Bulunduğum yerin üst tarafındaki yuvalar daha sessiz ve sakin. Muhtemelen daha imtiyazlı kargalar daha yukarıdalar. Burası karga ve karga yuvaları ile dolu.
Yaklaşıp baktığımda kafasından ağaca saplanmış bir serçe leşiyle karşılaşıyorum. Hemen üstünde bir yazı bu serçenin terörist olduğuna ve etkisiz hâle getirildiğine dair bilgiler içeriyor.
“Harekâta hazır olun, daha özgürleştireceğimiz çok ruh var(!)” Ve karga kahkahaları…
Ufak bir çocuk: “Dede, savaş maceralarından anlatsana yine” diyor.
1 milyon isyancı ruhun 1970–75 yılları arasında Kamboçya ve Laos’ta özgürleştirilmesinden biz sorumluyduk.
Aynı yıllarda Uruguay’da cuntacılara yardım edip teröristlerin ruhlarını lağım çukurlarında temizledik.
Arjantin’de 1976 yılında desteğimizle iktidarı ele geçiren generaller 30 bin isyancıyı ortadan kaldırıp birçoğunu uçaklardan denize atarak ne kadar icatçı bir zekâya sahip olduklarını kanıtladılar.
Awaranın Kendi Kaleminden …